İhbar edeceğiniz yoruma ait mesajını giriniz.
İnsan oğlunun dünyaya gelişinde bir gayesi olduğu gibi, milletlerin de bir gayesi vardır. Bu gaye, insanlarını mutlu etmek, huzur ve güven içinde olmalarını sağlamak, bu konuda da güçlü bir ülke olmaktır. Osmanlı İmparatorluğu’nda Ömer Seyfettin’in ifadesiyle “Kızıl-Elma (amaç, gaye) , padişahın gitmek istediği, Hakk’ın onu göndereceği yerdir!”
Bu yılki yazımızda Anadolu’nun Türklere kazandırılmasının öneminden bahsetmek istiyorum. Ecdad, İ’lâ-yı Kelimetullah (Hak din olan İslâm’ı yaymak) uğruna savaşıp, devamlı şehadet ve gaza peşinde koşmuş ve İslâmiyet, Selçuklularla Anadolu’da yayılırken; Osmanoğulları fütuhatı(fetihler) da, Avrupa’da nicelerinin kurtulmasına vesile olmuştur. Dünyanın 23 milyon km2 arazisi üzerinde dolaşanların oralarda ne aradıkları, Osman Gazi’nin işaretinde, gösterdiği istikamette, çizdiği politikada aranmalıdır!
Ne diyordu Osman Gazi, oğlu Orhan Gazi’ye vasiyetinde: “Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın(c.c.) dini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir!”
Dandanakan Meydan Muharebesi, Türk ve dünya tarihinin seyrini değiştiren 4 büyük olaydan ilki, ecdadımızın dini İslâm ile müşerref olup İslâm dairesi içine girmeleridir. İkinci büyük olay, muhteşem zaferimizle sonuçlanan 29 Mayıs 1040 yılında Oğuz Türkleri ile Gazneliler arasında yapılan Dandanakan Meydan Muharebesi’dir!.. İki Türk ordusu, Gaznelilerin başındaki Sultan Mesud’a karşı, Çağrı Bey’le Tuğrul Bey komutasındaki Oğuzlar kazanmışlardır. Bu zaferle, kapalı kıtadan açık denizlere inip, Müslüman-Türk’ün cihan hakimiyetinin temelleri atılmış oldu. Bundan sonra Afşin Bey kumandasındaki Türk akıncıları Anadolu’yu alt- üst edip Eğe sahillerine kadar gelmiş ve daha sonra Oğuzların Kınık boyundan, Çağrı Bey’in oğlu Sultan Alp Arslan, muhteşem bir zaferle 26 Ağustos 1071’de Anadolu’yu Türk fütuhatına açmıştır. Türk ve dünya tarihinin seyrini değiştiren Malazgirt Meydan Muharebesi üçüncü büyük olaydı. Dördüncü olay da Peygamberimizin müjdesine mazhar olan Fatih Sultan Mehmed’in Bizans İmparatorluğu’nu sonlandırdığı 29 Mayıs 1453’deki İstanbul’un fethi’dir.
Anadolu’yu fetheden Oğuz boyları; Kayılar, Kınıklar, Avşarlar, Bayatlar, Çepniler, Salgurlar, Yazırlar, Eymürler, Bayındırlar, Kızıklar, Beğdililer, Karkınlar, Dodurgalar, ve Çavuldurlar olmuşlardır. Bu gün Anadolu’da pek çok köy ve kasaba, bu Oğuz boylarının adlarıyla anılmaktadır.
Kayı boyu, Anadolu’ya yerleşen diğer Türk boylarına nazaran, Müslüman devletlerin ileri karakolu mesabesinde Bizans’a en yakın olanı ve onlarla en çok çarpışanı idi. Onun içindir ki, Ertuğrul Bey ile Osman Bey din uğruna yaptıkları gazaları ve başarılarından dolayı “Gazi” ünvanıyla anıldılar. Gaza yapabilmek için Müslümanların kâfirlerde bulunan harp vasıtalarının hepsini yapmaları ve kullanabilmeleri farz-ı kifayedir. Ancak İslâm’da kuvvet hazırlamak, mümkün olduğu kadar mükemmel harp vasıtaları yapmak, mutlaka harp yapmak maksadıyla değildir. Bilakis, görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen düşmanların cesaret ve cür’etlerini kırıp harp gibi tehlikenin meydana gelmemesine mani olmak, sulhun devamını sağlamaktır. İslâmiyet, sulhu esas almıştır. İnsanları İslâm’a davet etmek, Müslümanlıkla şereflenmelerine vesile olduğu için güzel görülmüştür. Gaza, farz-ı kifayedir. Müslümanların bir kısmı bu farzı yerine getirince diğerlerinden düşer. Çocuğa, kadına, kör, topal, el ve ayağı kesilmiş kimseye gaza farz değildir. Düşman, bir İslâm beldesine hücum eder, umumi seferberlik ilan edilirse, eli silah tutan herkesin harbe iştirak etmesi farz-ı ayın olur. Bir şehrin veya kalenin alınmasını anlatan eserlere “Fetihname” denir. Fetihleri ve düşmanın yenilmesiyle sona eren muharebeleri anlatan gazanamelere “Zafername” denir.
Gazi ve şehit tabirleri, Peygamber Efendimiz(s.a.v.) devrinden beri kullanılmıştır. İslâm hükümdarları da, fertler gibi, bizzat savaşa katılır ve gazi ünvanı alırlardı. Şerefli olan bu ünvan rastgele verilmeyip, şeyhülislâmın fetvası ile resmen verilmiştir. Türk edebiyatında gazaları ve gazilerin kahramanlıklarını anlatan eserler “gazaname” veya “gazavatname” adı altında toplanmıştır.
Sonuç olarak, onurlu ve şerefli bir tarihe sahip olan milletimizin, bize kanı ve canı pahasına emanet ettiği son kale Anadolu’muzun kıymetini iyi bilmeli, kutsal emanet bilip, ecdadımıza vefa borcumuz olduğunu unutmamalıyız.
Bu duygu ve düşüncelerle “19 Eylül Gaziler Günü”nü kutlar, başta Gazi M. Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarına, ahrete irtihal eden kahraman gazilerimize, tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Yaşayan gazilerimize de sağlık ve mutluluklar diliyorum.
Birlik ve beraberlik içinde nice gaziler gününe…
Sevgi ve saygılarımla. Ahmet ÜNLÜ Em.And.Öğt.Lis.Md.
Kaynak: Mustafa Müftüoğlu. İ’lâ-yı Kelimetullah Uğruna. Çile Yayınları. İstanbul-1988
Ey Hayy ve Kayyum olan, göklerin ve yerin yaratıcısı, mülkün sahibi celal ve ikram sahibi olan Allah’ımız, izzetinle kalbimizi diriltmeni, gözlerimizi seni tanıma nuruyla nûrlandırmanı dileriz. .....
İnsanlar gibi milletlerin de şan ve şerefi vardır. İnsan haklarının en önemlileri hukuk, adalet, din ve vicdan hürriyetidir. İslâm’dan önceki dönemlerde, yani orta Asya’da yaşarken bile .....
Rasûl-i Ekrem’in (s.a.v.) yakın akrabasından sonraki yeni muhatapları diğer Mekkeliler oldu. Bu amaçla şehir ileri gelenlerini bir gün Safâ tepesine toplayarak peygamberliğini teblig etmeye karar .....
Tarihi şanlı sayfalarla dolu Türk milletinin yedi düvele karşı savaştığı ve iman gücü ile kazandığı savaşın adıdır Çanakkale Zaferi… Bu zafer, Türk milletinin bağımsızlığını ve .....
20 Aralık 1873- 27 Aralık 1936. Türk milletinin tüm özelliklerini özümlemiş bu duygu ve düşünce ile milletini her yerde temsil etmiş millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy, aralık ayında .....
Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki, hicrî 1438 yılına girdik. Aynı zamanda Hicrî takvimin ilk ayı Muharrem, Efendimiz (s.a.s.)’in “hürmete şayan bir ay” diye nitelediği, sonsuz .....
İnsan, bir toplumda dünyaya gelir ve bu toplumun özellikleriyle yetişir. Ne mutlu bize ki, Müslüman Türk toplumunda dünyaya geldik ve bu özelliklerle yetiştik. Ecdadımız, üç kıtada insanları .....
Allah (c.c.), insanları kendini tanımaları için yaratmıştır. Bu, Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir: “Ben (Azimüşşan) cinleri de insanları da(başka bir hikmetle değil) ancak Bana kulluk etsinler .....
Yaratılış gereği her insanın bir ideali vardır. Kendine, ailesine ve milletine faydalı olmak!.. Genç Fatih’in de ideali şuydu: “İslâmlığı yüceltmeye ve Peygamber’in minnetini canlandırmaya elden gelen .....
Toplumun temeli, millî ve manevî değerlerin taşıyıcısı ailedir. Aile de, ana-baba ve çocuklardan oluşan sosyolojik bir gruptur. Aynı zamanda aile, bir sığınak, korunak, huzur ve mutluluğun yaşandığı kutsal .....
Sevgili Peygamberimiz, Mekke’de, Kâbe’nin yakınındaki bir evde, Rebîü’l-evvel ayının on ikinci gününe rastlayan Pazartesi sabahı tan yeri ağardığı zaman 20 Nisan 571’de dünyaya geldi. .....
Engin ve zengin kültürümüzün bünyesinden çıkmış, nice onur ve gurur duyduğumuz insanlarımız vardır. Bunlardan biri de, vefanın, cömertliğin, azim ve iradenin, tevazuun, bütün .....
Yorumlar
Yorum Gönder