İhbar edeceğiniz yoruma ait mesajını giriniz.

Ahmet Ünlü

Kutlu Doğum Haftası

Ahmet Ünlü
21 Nisan 2016
A-A+

Kutlu Doğum Haftası

Sevgili Peygamberimiz, Mekke’de, Kâbe’nin yakınındaki bir evde, Rebîü’l-evvel ayının on ikinci gününe rastlayan Pazartesi sabahı tan yeri ağardığı zaman 20 Nisan 571’de dünyaya geldi. Yahûdîler, Hıristiyanlar, kâhinler,  Hâtem-i Enbiyâ’nın zuhûrunu haber veriyorlardı. Doğmadan babasını kaybetmişti. Öksüz ve yetim olarak yetişirken ona Rabbanî himaye kol kanat gerdi. Asırlardır Mekke halkının tapındığı her şeyi bir hiç yerine koydu. “La ilâhe illallah!” (“Hiçbir ilah yoktur, sadece Allah vardır!”) dedi.

   “Yahûdîler Allah’ı bırakıp, hahamları; Hıristiyanlar ise rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa) rab edindiler. Oysa bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.”  Tevbe Sûresi 9/31

   Allah Resûlü’nün tek isteği Allah  ile kulları arasında tevhidi yerleştirmekti. Daha sonra da inananlar arasında vahdeti birlik ve beraberliği gerçekleştirmekti. Bu yıl ki tema, “Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet. Gelin birlik olalım” Bunu, açıklamaya çalışalım.

   Müzzemmil Sûresi’nde 73/9 Tevhid şöyle ifade edilmektedir: “O, doğunun da, batının da Rabbi’dir. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur!” Fatiha Sûresi’nde 1/5 ise “Yalnız sana kulluk eder, yalnızca senden yardım isteriz!” denilirken, Allah dışındaki tüm mabutlar dışlanmıştır.

   Tevhid, Kur’an ve Sünnetin ruhu, bütün peygamberlerin gönderiliş gayesidir. Tevhid, sadece bir inanç ve düşünce sistemi değil, aynı zamanda bir hayat tarzı ve yaşama biçimidir.

   Tevhid ilkesinin amacı insanı dünya hayatında kulluk bilinci içinde insanca, Rabbi ve çevresiyle uyumlu bir hayat yaşatarak, ebedî ahret hayatına hazırlamaktır. Bu uygulandığında toplum, vahdet dediğimiz sosyal ve ruhî birlik hedefine ulaşabilecektir. 

   Vahdet, kardeşlik, sevgi, yardımlaşma ve dayanışmadır. Birlikte yaşama, paylaşma, ortak değerlere sahip olma ve ortak ideallere yönelmedir. Mezhepler, İslâm dininin anlaşılmasındaki farklı fikir ve kanaatleri temsil eden, zamanla oluşmuş beşerî mekteplerdir. Hepsinin amacı, Allah’a varan istikameti belirlemektir. Mezhep farklılıkları, İslâm kültür ve medeniyetinin zenginliğidir. 

   Enbiyâ Sûresi 21/92. Ayet, Müslümanları tek bir ümmet olarak ifade etmiş olmasına rağmen ne yazık ki Müslümanlar, tefrikaya kapıldıklarından Rûm Sûresi 30/31-32. Ayetlerinde belirtilen durumlara düşmeye başlamışlardır. Bu durumu M. Akif Ersoy şöyle anlatıyordu: “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.” Tarihten alacağımız bazı ders ve ibretler bize istikametimizi gösterebilir. Bilindiği üzere Müslümanlar, sekiz asırdır Batı’yı aydınlatan Endülüs İslâm medeniyetini, Doğu’yu aydınlatan Maveraünnehir İslâm medeniyetini, Afrika’yı imar eden İslâm medeniyetini kaybettiler. Yapılacak şey, Müslümanları birbirine düşüren komplolara karşı durmak, içimizden ve dışımızdan beslenen her türlü dahilî ve haricî düşmanlara fırsat vermemektir. Huzura kavuşmanın, dünyada barış ve adaleti temin etmenin yolu, Müslümanların tevhid ve vahdette, rahmet ve merhamette buluşması ve İslâm coğrafyasında barış ve güven ortamını sağlanmasından geçmektedir.

   Peygamberimizi sevmek, onun söylem ve eylemlerini yapmakla olur. Hac ve umre yapanlar çok iyi bilir, 56 İslâm ülkesinden gelen Müslümanların sevgi seli halinde Onu selamlamak için birbirleriyle yarıştıkları görülmeye değer bir manzaradır! Ama, Onun ümmeti olarak Allah-u ekber deyip birbirlerini boğazlamak, öldürmek Müslümanlara lâyık davranışlar değildir. Hz. Nuh’u, Hz. Musa’yı, Hz. İsa’yı vb. gücendirenler iflah olmadı. Biz de ümmet olarak, rahmet ve merhamet peygamberimizi üzmemeliyiz! Aksi halde Mevlâ’nın şu sözüyle karşılaşabiliriz: “Allah’ın Resûlünü üzenler için acı veren bir azap vardır.” Tevbe Sûresi 9/61

   Yunus Emre’nin şu sözünü unutmayalım: “Sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.”

   Bu duygu ve düşüncelerle, “Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet. İnsanlığı yüceltmek ve insanlığı yaşatmak için gelin birlik olalım!” çağrısı etrafında “Kutlu Doğumu”nun ve tevhid dininin, evrensel mesajlarının başta ülkemiz olmak üzere bütün Müslümanların vahdetine, birlik ve huzuruna vesile olmasını Yüce Allah’tan (c.c.) niyaz ediyorum.

                   Sevgi ve saygılarımla

                                                    Ahmet ÜNLÜ Em. And. Öğt. Lis. Md.




 Yorumlar
Bu yazıya ait yorum bulunamadı
 Yorum Gönder

Yazarın Diğer Yazıları