İhbar edeceğiniz yoruma ait mesajını giriniz.
Toplumun temeli, millî ve manevî değerlerin taşıyıcısı ailedir. Aile de, ana-baba ve çocuklardan oluşan sosyolojik bir gruptur. Aynı zamanda aile, bir sığınak, korunak, huzur ve mutluluğun yaşandığı kutsal ocaktır.
İşte bu kutsal ocağın oluşturulması için ilk önce, evlenecek gençlerin bu konuda sorumluluk bilincine sahip olması gerekir. Bizim kültürümüzde, gençler evlenecekleri eşleri seçerken malı, soyu-sopu, güzellik ve dindarlık gibi hususlara önem vermelidir. Bunlardan ilk üçü zamanla geçerliliğini kaybedeceğinden dindarlığına önem verilmelidir. Zira dindarlık, sevinç ve kederde insanı kulluk çizgisinde tutabilen, olayları ve dünyayı inançlara göre değerlendirme imkânı veren üstün ve geçerli bir meziyettir. Böylece eşler, birbirlerine karşı sevgi, saygı ve hoşgörü içinde davranarak huzur ve mutluluğu sağlarlar. Beyler, hanımların duygu ve düşüncelerine öncelik verdiğinde; Hanımlar da, beylerin istek ve arzularına duyarlı davrandığında çatışma, didişme kapısı kapanacak, huzur ve mutluluk ortamı sağlanacaktır. “Evlilik ve aile ile ilgili bilgilendirilmenin” öneminden önceki yıllarda da bahsetmiştim. Bu konuda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın yer verdiği uygulamayı destekliyorum.
Unutulmamalıdır ki, “mutluluğun yolu, başkalarını mutlu etmekten geçer.” “nasıl davranıyorsan, o şekilde davranışlar bekle.”
8 Mayıs günü ilk kez 1908 yılında Amerika’nın Philadelphia şehrinde Anna Jarvis adında bir genç kızın üzüntüsünü biraz olsun giderebilmek ve annesine olan sevgisini belirtmek için bir “Anneler Günü” yapma düşüncesiyle başlar. Daha sonra 1914’te Washington Kongresinde Mayıs ayının 2. Pazartesi günü “Anneler Günü” olarak kabul edilir. Beyaz karanfil de bu günün simgesi olur. Bu olay, giderek tüm dünyaya yayılır. Ülkemizde ilk kez, Türk Kadınlar Birliği Merkezi’nin girişimiyle 1955’te Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım yılın annesi ilan edildi. Kendisini rahmetle anıyoruz.
Gece gündüz demeden, en olumsuz şartlarda dahi gözünü üzerimizden ayırmayan, kol kanat geren, almadan vermesini bilen, karşılıksız sevgi sahibi insan Anne!.. Onları anmak bir yılla sınırlandırılamaz! “Ana gibi yar olmaz”, “Ağlarsa anam ağlar”, “Cennet anaların ayağı altındadır” sözleri, onların önem ve değerini ifade eden anlamlı sözlerdir. İnsanlar içinde iyilik etmeye en layık olan kişi sorulduğunda Peygamberimizin (s.a.v.) üç defa anneyi, dördüncüsünde babayı zikretmesi bunun bir göstergesidir. Kur’an’da annenin ayrıcalığı şöyle ifade edilmektedir: “Biz insana, annesine babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl kadar sürer.” (Lokmân Sûresi 31/14) Ayette de işaret edildiği üzere, anneler yavrularını dünyaya getirmeden önce türlü zorluklara katlandıkları gibi, dünyaya getirdikten sonra da onları şefkat ve merhametle besleyip büyütmektedir. Bu duygularla yetiştirilen çocuklar her yönden doyum almış, güven duygusu kazanmış fertler olarak topluma katılırlar. Doyumsuz yetiştirilenlerse vurma, kırma, yakma, yıkma davranışı içinde toplumda yerlerini alır. Çocuğun yetişmesinde yeme içme kadar; sevgi, şefkat ve merhamet gibi manevi duygulara ihtiyacı vardır.
Annelik duygusu, anne olunduğunda anlaşılır. Onlara iyi davranmak hem dini hem de insanî bir görevdir. Zamanımızda kadınlarımızın fıtratında var olan, bir noktaya kadar İslâmiyet’in de kabul ettiği “güzel olma” ve “güzelliklerini teşhir etme” meylini kapitalist düzen, reklam ve moda alabildiğine sömürüyor. Bunun neticesinde kadın yoruluyor, tükeniyor. Bu durumda aile ve çocuklar sarsılıyor. Unutmayalım ki, mutlu ailelerden oluşan toplumlar da mutlu ve huzurludur.
Bu duygu ve düşüncelerle tüm annelerin “Anneler Günü”nü kutlar, ahrete irtihal edenlere rahmet dilerim. Yaşayan annelere sağlıklı ve mutlu yıllar diler, genç anne adaylarını da tebrik ederim.
Sevgi ve saygılarımla
Ahmet ÜNLÜ
Em. And. Öğt. Lis. Md.
20 Aralık 1873- 27 Aralık 1936. Türk milletinin tüm özelliklerini özümlemiş bu duygu ve düşünce ile milletini her yerde temsil etmiş millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy, aralık ayında .....
Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki, hicrî 1438 yılına girdik. Aynı zamanda Hicrî takvimin ilk ayı Muharrem, Efendimiz (s.a.s.)’in “hürmete şayan bir ay” diye nitelediği, sonsuz .....
İnsan, bir toplumda dünyaya gelir ve bu toplumun özellikleriyle yetişir. Ne mutlu bize ki, Müslüman Türk toplumunda dünyaya geldik ve bu özelliklerle yetiştik. Ecdadımız, üç kıtada insanları .....
Allah (c.c.), insanları kendini tanımaları için yaratmıştır. Bu, Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir: “Ben (Azimüşşan) cinleri de insanları da(başka bir hikmetle değil) ancak Bana kulluk etsinler .....
Yaratılış gereği her insanın bir ideali vardır. Kendine, ailesine ve milletine faydalı olmak!.. Genç Fatih’in de ideali şuydu: “İslâmlığı yüceltmeye ve Peygamber’in minnetini canlandırmaya elden gelen .....
Sevgili Peygamberimiz, Mekke’de, Kâbe’nin yakınındaki bir evde, Rebîü’l-evvel ayının on ikinci gününe rastlayan Pazartesi sabahı tan yeri ağardığı zaman 20 Nisan 571’de dünyaya geldi. .....
Engin ve zengin kültürümüzün bünyesinden çıkmış, nice onur ve gurur duyduğumuz insanlarımız vardır. Bunlardan biri de, vefanın, cömertliğin, azim ve iradenin, tevazuun, bütün .....
Yorumlar
Yorum Gönder