İhbar edeceğiniz yoruma ait mesajını giriniz.
Tarihi şanlı sayfalarla dolu Türk milletinin yedi düvele karşı savaştığı ve iman gücü ile kazandığı savaşın adıdır Çanakkale Zaferi…
Bu zafer, Türk milletinin bağımsızlığını ve topraklarını korumak için savaştığı I. Dünya Savaşının sonucunu etkileyen, dünya tarihinde de önemli bir yere sahip savaşların sonucudur. I.Dünya Savaşı devam ederken, Çanakkale boğazının askerî ve ticarî önemi, adaların cazibesi ve boğazı geçerek İstanbul’u ele geçirme arzusu bulunan itilaf devletlerinin (Fransa-İngiltere-Avustralya-Yenizelanda) harekete geçmesiyle başlayan savaş, şanlı tarihimize kahramanlıkların yaşandığı bir destan olarak geçti.
İtilaf devletleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u ele geçirmek, Almanların ilerleyişine engel olmak ve müttefikleri olan Çarlık Rusya’sına denizden gereken yardımı yapma arzusundaydılar.
18 Mart günü 3 grup halinde boğaza giren Fransız ve İngiliz donanmaları, Çanakkale müstahkem mevki komutanımız Albay Cevat Çobanlı 17 Mart gecesi boğazda mayın döşemesi için Binbaşı Nazmi Bey’e emir vermişti. Nusret mayın gemisiyle boğaza çok sayıda mayın döşendi. Döşenen bu mayınlar sebebiyle düşman donanmaları hasar almış, Hamidiye bataryamızın ateşine maruz kalmışlardı. Boğazı aşamayan düşmanlar, Çanakkale boğazının geçilemeyeceğini anlamış oldular.
İtilaf devletleri bu sefer de karadan çıkarmayı denediler. Mustafa Kemal 19. Tümen komutanı olarak Kocaçimen ve Conkbayır’da savaştı. Cephanesi tükenen askere, “süngü tak” emri verip “Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içerisinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir.” Diyerek tarihteki en büyük siper savaşını başlatmış oldu. 18 m. Aralıklı siperlerde bulunan askerler vuruldukça yerini, yeni askerler alıyordu. 1 m. kare alana 6 bin mermi düşmekteydi. Türk ordusunun her cephede aldığı başarılar karşısında, düşman bozguna uğratıldı.
Çanakkale ruhu ve yiğitleriyle ilgili Müttefik Orduları Başkomutanı General Jean Hamilton şöyle diyordu: “Evet insan ruhunu yenmek mümkün olmuyor. Dünyada hiçbir ordu bu kadar sürekli ayakta kalamaz. Sadece bugün 1.800 şarapnel attık. Aylardan beri gece gündüz savaş gemilerimiz mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri koruyan Allah’larından ayırmak için başka ne yapılabilir!..
Yine 5. Osmanlı Ordusu Kumandanı Mareşal Limon von Sanders Çanakkale destanını şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bir asker için mutluluk denen bir şey varsa, Türkler’le omuz omuza savaşmaktır diyebilirim. Fakir insanlardı; buğday kırığından yapılmış çorba en önemli yemekleriydi. Sağlıksız su içerlerdi. Çamur barınaklarda yatarlardı. Fakat en modern silah ve araçlarla donanmış düşmanlarına karşı aslanlar gibi savaşırlardı… Bu insanların kalplerinde sadece ve sadece ulvî bir vatan sevgisi vardı. Ölüme onlar kadar gülümseyerek giden bir millet ferdi daha görmedim.” demiştir.
Görüldüğü gibi ecdadımız, hürriyet ve bağımsızlığımızdan asla taviz vermemiştir. 18 Mart 1915’te tek vücut haline gelmiş bir milletin, bağımsızlığını, onurunu, vatanını korumak için neler yapılabileceğini bütün dünyaya göstermiş ve tarihe unutulmayacak bir destan yazmıştır.
İman, vatan sevgisi, dayanışma, birlik ve beraberlik duyguları, zamanın en güçlü donanımlı ordularına karşı koymada en önemli faktör olmuştur. Şehit ve gaziler, baş tacımızdır.
Bugünde milletçe, aynı inanca, birlik ve dayanışmaya ihtiyacımız var. Güçlü bir Türkiye istemeyen haçlı düşüncesine karşı, birbirimizi sevmede ve hizmette yarışmalıyız. Birbirimizi itham, kıskanma ve karalamalardan uzak durmalıyız. Kaybetmek kolay, kazanmak zordur. Ölümlü imtihan dünyasında Yaratana hesap vereceğimizi unutmadan cennet vatanımızın kıymetini iyi bilmeli ve ecdadımıza layık olmaya çalışmalıyız.
Bu duygu ve düşüncelerle Çanakkale Zaferi ve Şehitler Günü’nü kutlar, tüm şehitlerimize, adsız kahramanlara, Allah’tan (c.c.) rahmet dilerim. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Ahmet ÜNLÜ Em. And. Öğt. Lis. Md.
20 Aralık 1873- 27 Aralık 1936. Türk milletinin tüm özelliklerini özümlemiş bu duygu ve düşünce ile milletini her yerde temsil etmiş millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy, aralık ayında .....
Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki, hicrî 1438 yılına girdik. Aynı zamanda Hicrî takvimin ilk ayı Muharrem, Efendimiz (s.a.s.)’in “hürmete şayan bir ay” diye nitelediği, sonsuz .....
İnsan, bir toplumda dünyaya gelir ve bu toplumun özellikleriyle yetişir. Ne mutlu bize ki, Müslüman Türk toplumunda dünyaya geldik ve bu özelliklerle yetiştik. Ecdadımız, üç kıtada insanları .....
Allah (c.c.), insanları kendini tanımaları için yaratmıştır. Bu, Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir: “Ben (Azimüşşan) cinleri de insanları da(başka bir hikmetle değil) ancak Bana kulluk etsinler .....
Yaratılış gereği her insanın bir ideali vardır. Kendine, ailesine ve milletine faydalı olmak!.. Genç Fatih’in de ideali şuydu: “İslâmlığı yüceltmeye ve Peygamber’in minnetini canlandırmaya elden gelen .....
Toplumun temeli, millî ve manevî değerlerin taşıyıcısı ailedir. Aile de, ana-baba ve çocuklardan oluşan sosyolojik bir gruptur. Aynı zamanda aile, bir sığınak, korunak, huzur ve mutluluğun yaşandığı kutsal .....
Sevgili Peygamberimiz, Mekke’de, Kâbe’nin yakınındaki bir evde, Rebîü’l-evvel ayının on ikinci gününe rastlayan Pazartesi sabahı tan yeri ağardığı zaman 20 Nisan 571’de dünyaya geldi. .....
Engin ve zengin kültürümüzün bünyesinden çıkmış, nice onur ve gurur duyduğumuz insanlarımız vardır. Bunlardan biri de, vefanın, cömertliğin, azim ve iradenin, tevazuun, bütün .....
Yorumlar
Yorum Gönder