İhbar edeceğiniz yoruma ait mesajını giriniz.
İnsanların, bütün işlerinde Allah’a dayanıp güvenmesi, onun iradesine boyun eğerek, işin sonucunu ona bırakması, inancın bir gereğidir.. Tevekkülün sözlük anlamı, güven duymak, işi başkasına havale etmektir. Dini terim olarak tevekkül, esbabına tevessül ettikten sonra işin sonucunu Allah’a bırakmaktır. Yani bir taraftan meşru hedefe ulaşmak için gerekli tüm çabayı gösterirken diğer taraftan da Allah’a dayanıp güvenmek ve işin sonunu ona havale etmek demektir Yüce Allah, Kur’an-ı Kerimde bu hususta şöyle buyurmuştur. “Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et. O’na dayanıp güven. Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever.” Al-i İmran 159. Ayette bir iş yapmağa karar verdiğimizde Allah’ın yardımının geleceğinin ümidi içinde neticenin ona bırakılması beyan edilmektedir. Maddi ve manevi yönden bize düşen görevin ifasından sonra neticeyi yaratandan beklemenin Mevla’mızın isteği olduğu vurgulanmıştı.
Tevekkül İslam akidesinin bir gereğidir. Tevekkül müminlerin işidir. Gayri Müslimlerde tevekkül anlayışı yoktur. Yüce Allah, Kuranında, “Müminler yalnız Allah’a tevekkül etsinler“ buyurmaktadır. Al-i İmran / 122. Esbabına tevessül ettikten sonra işin neticesinin hayırlı olmasını Allahtan beklemek, bizleri güvenli ve huzurlu kılar. Allah’ın bizlere verdiği sınırlı irademizle arzu ettiklerimiz, onun mutlak iradesinde yer bulmazsa beklentilerimiz gerçekleşmez. Zira her şeyi dileyip yaratan Allah’tır. Tedbir bizden takdir Allah’tandır. Enes b. Malik anlatıyor. Bir gün Peygamberimiz (sav) efendimize bir adam gelip “Ey Allah’ın Resulü devemi bağlayıp damı tevekkül edeyim, bağlamadan mı, tevekkül edeyim diye sordu. Efendimiz, deveni bağla ve Allah’a dayanıp güven” buyurdular. Ebu İsa, Tirmizi. Çalışmak, yolunda bulunmak, tedbirli olmak bizlere aittir. Yaratmak, nasip etmek, ihsan etmek, Allah’a mahsustur. Allah’ı her işimizde vekil kılıyor olmak, onunla daima zikirle, tefekkürle, tesbih, dua ve şükürle birlikte olduğumuzu gösterir. Böyle olunca da kalben mutlu oluruz. Bu mutluluk bizleri zinde kılar. Stresten, karamsarlıktan, bunalımdan, güvensizlikten kurtulmuş oluruz.
Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurdular “ (Ey Muhammed) Eğer aldırmazlarsa onlara de ki, Bana Allah yeter. Ondan başka ilah yoktur. Ben ona dayanıp güvenmekteyim. O, o büyük Arşın Rabbidir”. Tevbe / 129.Ayet-İ Kerimeden Allah’ın bizlerden kendine dayanıp güvenmemizi istediğini anlıyoruz. Allah dilemezse bizim isteğimiz bir anlam ifade etmez. Her arzu ettiğimizin meydana gelmesi için Allah’ın yardımına daima muhtaç olduğumuzu bilmeliyiz. Yüce Allah şöyle buyurmuştur.” Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir?. Müminler, ancak Allah’a tevekkül etsin.” Ali İmran, 160. Peygamberimiz (sav) efendimiz bir hadisinde şöyle buyurdular.” Eğer siz Allah’a hakkıyla tevekkül edip güvenseydiniz, kuşların sabah aç karnına yuvalarından çıkıp, akşam karınları doymuş olarak yuvalarına döndükleri gibi, size de ( kolayca bol) rızık ihsan ederdi.” Tirmizi, zühd, 33. Hz Ömer (ra) bir gün medinede bir cadde üzerinde yürürken sırt üstü yatarak ellerini semaya kaldırmış vaziyette Allah’ım beni rızıklandır, diye dua eden birini görmüştü. Yanında durdu ve ey Allah’ın kulu, bu şekildeki halinle Allah sana, semadan hazır olarak rızık göndermez. Kalk ve rızık için çalış, çabala, yolunda bulun, sonra Allahtan arzu ettiğini iste buyurdular.
Demek oluyor ki, önce biz, bize düşeni yapıyoruz. İşin esbabına tevessül ediyoruz, sonra mevlamıza tevekkül ediyoruz. İşin meydana gelmesi için çalışıyoruz, çabalıyoruz neticenin hayırlı olarak ortaya çıkması için Allah’ı vekil kılıyoruz. İşte İslam’daki tevekkül anlayışı bu olsa gerek. Yoksa yan gelip yatarak Allahtan bir şey istemek doğru değildir. Bu hal, İslam’daki tevekkül prensibine uygun değildir.
Yaratılmışların içinde en değerli varlık insandır. İnsanda bulunan akıl, dil ve cüz’i irade, onu bu özellikleri .....
İnsanoğlunun yaşamının her safhasında sıkıntı, refah, darlık, bolluk, sevinç ve üzüntü, zorluk ve kolaylık gibi durumlar her zaman karşısına çıkabilir. Zira hayatta her şey Zıttı ile .....
İnsanların dünya sahnesinde yaşıyor olmasının bir gayesi vardır. Bu gaye tektir ve Allah’ın isteklerine göre yaşamı sürdürmektir. Bunun için de inancında ve .....
Dünya sahnesine Yaratanına itaat etmek üzere gelen insanoğlu, bu gaye doğrultusunda hayatını sürdürmesi görevi icabıdır. Bu halden uzak bir yaşantının .....
İnsanın ilk yaratılış durumu, eksiklik ve kusurlardan uzak, temiz ve günahsız, gelişme ve olgunlaşmaya hazır ve elverişli, insan olmanın ve insanca yaşamanın .....
Yeryüzünde yaşayan insanlar her zaman birbirleriyle yardımlaşma ve dayanışma içinde olmak, birbirleriyle iyi geçim kurma ve karşılıklı hak ve hukuka saygı duymak durumundadırlar. Toplumun huzuru ve mutluluğu .....
Dua, kulluğun temel unsuru, insanın Allah’a yönelmesidir. İnsan içinde bulunduğu zor durumdan kurtulmak, bir kötülüğe maruz kalmamak, bir nimete ulaşmak için, Allah’ı anıp, aczini ve .....
Ramazan ayının gelişinden sevinç duyan Müslümanlar, oruç tutmaya mani bir halleri olmadığı sürece bu aya has olan oruçlarını huzur içinde tutarlar. Hasta .....
Yeryüzünde yaşayan insanlar, zaman, zaman biri diğerine ihtiyaç duyar halde olabilir. Maddi ve manevi yönden birinde olmayan imkân, diğerinde olabilir. Toplumda dengeyi sağlamak, huzur ve mutluluğu yakalayabilmek .....
Oruç, hicretten bir buçuk yıl sonra Şaban ayında farz kılınmıştır. Allah, farz olan orucu Ramazan ayına tahsis etmiştir. Yani farz olan orucun Ramazan ayında tutulması farz kılınmıştır. Oruç: nefsi meylettiği .....
On bir ayın sultanı mübarek Ramazan ayına 05.06.2026 tarihi akşamı kıldığımız ilk teravih namazıyla beraber kavuştuk bi iznillah. Yüce Mevla, mübarek ayın feyzinden ve bereketinden istifade etmeyi nasip etsin. .....
Dua Arapça bir kelime olup Türkçe başta olmak üzere İslam’ı kabul eden pek çok milletin diline bu şekliyle geçmiş, adeta müslüman toplulukların ortak sözcüğü olmuştur. Dua, .....
İnsanı değerli kıllan takvadır. İtttika, korkmak, endişe etmek manasına gelir. Istılahı manası, Yüce Allahtan korkmak. Haram ve şüpheli .....
İslam Allah’ın yarattığı her insana değer vermeyi, haklarını kollamayı, ona zarar verici söylem ve eylemlerden uzak olunmasını ister Kadının, cahiliye Arap devrindeki hayatına .....
Dünya sahnesine yaratanını tanımak üzere gelen insanoğlu, kendisine verilen nimetler ve imkânlarla sınanmaya, denenmeye tabi tutulur. Nimetlerin hakkını verip vermemesinden, nimetlerin sahibi Allah’a şükür .....
Ahlak, insanın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesine yol açan manevi özellikleri ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli .....
Dünya sahnesinde yaşayan insanoğlu, yaşadığı süreçte zaman, zaman, sıkıntılı anlar, meşakkatli durumlarla karşılaşabilir. Nitekim Hz Âdem .....
İnsanoğlunu dünya sahnesine kendisine itaat etmek üzere getiren Allah, onu maddi ve manevi nimetlerle donatmıştır. Bu nimetlerden helal yolu takip ederek istifade etmesini istemiştir. İnsanın maddi ve manevi yapısını bozacak, .....
Mekke’nin fethi İslam tarihinin en büyük fetihlerindendir. Kâbe’yi putlardan temizlemek, o bölgedeki müşriklerin hâkimiyetine son vermek, Hz Peygamberimiz (s, a, v ) efendimizin ana hedefleri arasında .....
Milletlerin dünya sahnesinde varlıklarını sarsılmadan sürdürmelerini sağlayan bir takım değerler vardır. Bunlar maziden .....
Yorumlar
Yorum Gönder