İhbar edeceğiniz yoruma ait mesajını giriniz.
Bu kez yolculuk Fethiye'ye... Fetav'ın düzenlediği 9. Fethiye festivaline davetliyim. Bu yalnız resim çalıştayı değil... tam festival... resim de var, müzik de.. şiir gecesi ve şairler de var, dünya müzikleri ile aşıklar atışması da...
Bu yolculuğum otobüsle... geze geze, göre göre olduğundan seviyorum otobüs yolculuğunu... Güzel manzaralar dışında ayrıntılar da gözümden kaçmıyor. Örneğin Çine'de altmış yaşlarında örtülü bir teyze bisiklete biniyordu. Markete geldi, içeri girdi, market görevlisi gençler hemen bisikleti kilitlediler. İmrendim. Çünkü ben bisiklete binemiyorum. Çocukken olmadı... sonra da beceremedim...
Belediye bir kampanya yaptıysa kutlarım. Belki de market bisikletli müşterilere indirim kampanyası yapmıştır. Özendirici bir uygulama... Hem çevre, hem sağlık için yararlı.
Aklımda deli düşünceler... Sağlık bakanlığı kampanya başlatmış ya hani AVM' lerde spor hocaları spor yaptıracakmış. Film izlerken yanınıza biri oturacak ve "Haydi eller havaya, bacaklar yana" diyecekmiş... ya adam öfkelenip de yumruğu gözüne çakarsa spor hocasının "keyfimi ne bozdun filmin en heyecanlı yerinde" diye... Pek uygulanabilir gibi gelmedi bana...
Onun yerine marketler bisikletle gelene indirim yapsın. Aradaki farkı da devlet ödesin. Daha ekonomik ve uygulanabilirliği yüksek bence. Öneri benden...
Göcek rampasında tepelerde iri iri kayalar. Üst üste... doğal heykel gibi geliyor bana. Kimi kaplumbağa karetta, kimi kartal başı sanki eğri gagasıyla...
Yemyeşil bir ortamda şirin bir otele yerleştik. Adı Yel otel... temiz, güzel, çalışanlar güler yüzlü...
Marcar kardeşim Julianna Illes Major ve efeler ressamı Mustafa Ali Kasap'ın kişisel sergileri açıldı. Hindistan'dan canım arkadaşım Poonam Chandrika Tyagi ile Macaristan'dan sonra burada da buluştuk. Gene Macaristan'dan Livia Szencz ve eşi Ferdinand Tacaks da bizimle birlikte... Eski dostlar yanında yeni arkadaşlar da eklendi dost kumbarama. Bunlardan biri de Hacettepe Üniversitesi'nden heykeltraş Aziz Özdemir... değerli bir insan... Ve elbet bizi davet eden can arkadaşım şair-ressam-sanat yönetmeni Mine Sarmış Caylak ve sağ olsun bol bol fotoğraflarımızı çeken yönetmen Alaaddin Bozyurt... Şair Serdar Ünver ile radyo ve televizyoncu Ömer Köroğlu, Barış Altan...
Güzel, keyifli bir ekibiz...
Kültür merkezinde ana okulu öğrencileri kırtasiye hamur çalışacaklar. Meydanın bir yanı sahne, karşısından merdivenle salona çıkılıyor. Aynı zamanda merdivenlerde seyyar minderler var oturduk, Poonam'la izliyoruz. Çocuklar sevinçli, coşkulu, yerlerinde duramıyorlar. Zıp zıp zıplıyor, sevinç çığlıkları atıyorlar. Oturduğumuz yerde sağımızdan solumuzdan koşuşturup duruyorlar. Bizden yedi sekiz basamak yukarıdan afacanın biri hop hop hoplayarak üstümüze doğru gelmeye başlamaz mı? Bunu gören Poonam'ın gözleri faltaşı gibi açıldı. Çocuğun üstümüze doğru her atlayışında "Oh my god... Oh my god... Oh my god..." diyordu korkuyla. Elbet Poonam'ın korktuğu gibi olmadı afacan bir basamak kala jet gibi başka yere atladı gitti... ve ben kahkahalarla güldüm...
Ertesi günü Hindistan, Macaristan, İran ve Türkiye'den ressamlar kalabalık bir izleyici karşısında canlı performans sergiledik. Ben her zamanki tarzımın dışında bir gelincik tarlası yaptım. Güzel de oldu, beğendiler...
Yemeklerimizi otelde yiyoruz. Başka konuklar da var. İngilizler kahvaltıda kuru fasulye yiyorlar. Omletin üzerine bir kaşık döküveriyorlar... Çok hoşuma gitti. Yeni evlendiğimizde bir sabah ben kuru fasulyeden bir iki kaşık atıştırıvermişim diye hâlâ eşim Hikmet beni anlatır... Nasılmış Hikmet bey... Bak asilzade İngilizler de yiyor...
Üçüncü gün şiir gecesinde sunucumuz Mine Sarmış Caylak aralarda güzel şiirlerinden okurken, Ömer Köroğlu önce "Kendine iyi bak!" diyerek hüzünlendirdikten sonra bir ressam fıkrası anlatarak güldürdü bizi. Bu arada sahnede Mustafa Ali Kasap bir efe kızın resmini çalışıyordu... aşıklar türkü söyleyip, atıştılar... Yabancı konuklar da unutulmamıştı elbet. İngiliz bir sanatçı talk show yaptı. Poonam'a "I dont understand" (ben anlamadım) dedim. Kocaman bir gülümseme ile "intikam" der gibi "good" dedi.
Sonra sahne sırasını Scott Jeffers Traveler aldı. Scott Fethiye'yi pek sevmiş dünyaca ünlü bir keman virtüözü. Her yıl geliyormuş. O Fethiye'yi, Fethiyeliler de onu pek sevmiş. O kadar sempatik, o kadar sevgi dolu bir insan ki elinden tutup İzmir'e götüresim geldi. Diğer arkadaşlarım da çok sevdiler ve ona "Yerli Yunus Emre" dediler. Sahnede harika çalmasının yanında sempatik hareketleri ile de izleyeni coşturuyor. Onun bir resmini çalışacağım ileride. Fotoğraflarını çektim...
Ertesi gün edebiyat söyleşilerinin yanı sıra yabancı müzik gruplarının çalıp söylemeleri vardı. Esmer Faslı-İranlı kızlar büyükçe teflerini çalarken diğer yandan da şarkılarını söylüyorlardı. çok hoştu. Sıra o günkü geziye gelmişti. Ölü deniz'i gezdik, bol bol fotoğraf çektik. Denizi, yatları seyrederken aniden yaz yağmuru bastırdı. Minibüs durağına sığındık.
Akşam dünya müzikleri gösterisi vardı gene... Bütün gün birlikte yiyip içip gezdiğimiz dünya sanatçılarını akşam harika müzikleri ile sahnede izlemek müthiş keyifli. Hele bir de Tarkan'ın "Dudu dudu dilleri" şarkısını söylemediler mi... keyfimiz doruğa çıktı. Beyaz şifon elbiseler içinde üç güzel Rus kızına sıra gelmişti. Grubun adı Beyaz Melekler'di. Sahnede yerlerini almaları ile önce nefesler tutuldu, sonra sahnenin önü elinde telefonları ile selfi yapan, kameraya çeken bir erkek topluluğu ile doldu. Arkalardan bir ses ise şöyle diyordu "Abi bunlar bildiğin melek... Allah bizi kahretmesin bir de uçaklarını düşürdük!.."
Bir sonraki gün okullarda atölye çalışması vardı. Kimi arkadaşlar çocuklarla resim çalıştı, kimi canlı performans sergiledi. Ben Üzümlü ilk öğretim okuluna gittim. Beni bekleyen okul müdürümüz Murat Öncü, müdür yardımcımız Mehmet Güngaç ve resim öğretmenimiz Ramazan Koyuncu ile kısa keyifli bir toplantıdan sonra hemen öğrencilerle buluşmak istedim. Çocuklar pırıl pırıl gözleri ile beni merakla izliyorlardı. Kısacık kendimi anlattıktan sonra "Çocuklarım benim sizin annenizden tek farkım resim yapıyor olmam. Çekinmeden merak ettiğiniz ne varsa sorun bana" dedim. Çok güzel sorular hazırlamışlar. Tek tek atlamadan yanıtladım. Son söz olarak da hep hayallerinin peşinden gitmelerini ve bu doğrultuda çok çalışmalarını, sürekli okumalarını, Atatürk'ümüzün gösterdiği aydınlık yolda ilerlemelerini salık verdim.
Elde tezgah dokumacılığı da yapılan özünü kaybetmemiş harika bir yerdi Üzümlü köyü. Sağ olsun Mehmet bey ve Ramazan bey her sokağı bana tek tek gezdirdiler. İleride resim çalışmak üzere güzel fotoğraflar çektim. Gelecek yıl da beklediklerini söylediler, sevinerek geleceğimi belirttim... Hem bu kez aklımda tüm gün sürecek farklı projeler var...
Sinemanın sultanı Türkan Şoray da bizimle festivalde idi. Mine sahnede ona yazdığı şiiri gözlerine bakarak okurken pek heyecanlandı, sultan ise dayanamadı ağladı... Ne güzel... Türkan sultan hâlâ seyircisinin karşısına çıkarken duygu yoğunluğu ile heyecanlanan, övüldüğünde utanan, gözyaşlarını tutamayan mütevazı bir sanatçı. Kendini sanatçı sanan baldır bacak sanatçıkları aklıma gelince onun değerini bir kez daha anladım. "Size göre şöhret ne demek?" sorusunu "Işıklı, şatafatlı bir dünya değil. Bana göre şöhret olmanın tanımı yalnızca sevilmek" diye yanıtladı. Bu sözü beni çok etkiledi...
Akşam karnaval geçidinde rengarenk ayı, kurt kostümleri giyinenler, efeler, cadılar ve farklı gruplardan oluşan kortej ile yürüdük. Ben ise üç roman kadın ile açık kamyonetin arkasına atlayıp oturdum. Onlar tef çalıp söylerken ben de halka karanfil attım. Pek keyifli idi... Politikacılara hak verdim. Kostüm yarışması, kral ile kraliçe seçimi oldu.
Son gün gemi ile koyları, adaları gezdik... Biz bizeydik... keyifle çaldık, söyledik, dans ettik...
Arada bir yağan yağmur bizi hiç mi hiç etkilemedi. Sanat denen ortak dille konuşmuş harika günler geçirmiştik.
Bunca iş elbet kolay değildi. Emeği geçen Fetav başkanı Mustafa Şıkman'a, müdüresi zarif hanımefendi Dilek Dinçer'e, Seda hanıma, yönetim ekibine, Fethiye Belediyesine ve sevgili Mine Sarmış Caylak'a çok teşekkür ediyorum...
Hülya Sezgin / [email protected]
Yıllarca ekranlarda izledik onu... Kimi zaman gündüz kuşağı programlarında, kimi zaman ana haber bülteni sunuculuğunda... Günüz kuşağı programı dediysem öyle lay lay lom cinsinden değil... Eğlendirirken .....
Gökyüzü dün geceden beri dibi delinmiş gibi akıyor. Daha doğrusu ağlıyor. Çünkü bu gün İzmir kahraman şehidi Fethi Sekin'i toprağa verdi. Arkasında üç yavrusu yetim kaldı. .. .....
Valizimi hazırlamadan önce google amcaya sordum "hava nasıl" diye. İçimi aydınlatan bir yanıt aldım. Çünkü Aralık ayının beşi olmasına rağmen 17-18 derece olacağını söylüyordu bana .....
Altı yaşımda ayrılsam da doğum yerim Çankırı benim, Çankırılıyım... Annem, babam, kardeşlerim de oralı... Memleketim... Uzak diyarların yakın kenti Çankırı... Yarenler ili... Hamuru oradan olunca bir başka .....
Kitap okumayı seviyorum. Hele bu bir de sevip saydığım değerli bir sanatçının hayatını anlatıyorsa daha da hoşuma gidiyor. Ünü sınırlarımızı aşmış, yurtdışında da bizi başarı ile temsil eden ve oralarda .....
Geçtiğimiz günlerde bir sanat çalıştayı için aldığım davet üzerine Romanya Martiniş'te idim. Serüvenim sevgili kardeşim Macaristan Vonyarvacheg Belediyesi kültür müdürü .....
O hep farklı olanı aradı. Sanatçı olma yolunun yapılmayanı yapmaktan geçtiğini biliyordu çünkü. Şarkıda olduğu gibi "başkası olma kendin ol" dedi durdu kendi kendine... Öyle de yaptı... Bir .....
"Bahçeye indim ki asma salıncak Yar gelip yar gelip sallanacak Akşamdan sonra neler olacak Yar gelip yar gelip sallanacak Benim güzel yarim sallanacak ..." Yıllar önce resim .....
Psikologlar diyor ki çok haber izlemeyin... sorunlara çok takılı kalmayın... Yoksa ayvayı yersiniz... Tepenizde huni gezersiniz... Ben de öyle düşünüyorum. Uyumamalı, sorunları unutmamalı, ama arada bir .....
O özelikle genç ressamların tanıtımı için çeşitli dergilerde yazan bir sanatsever, resim aşığı... Bu yolda ilerlerken de koleksiyoner oluvermiş. Aslında bir iş adamı. Daha öncesinde tesadüf bu .....
Hani öyle bir tekerleme vardır. " Su yoğurdu sarımsaklasak da mı saklasak, sarımsaklamasak da mı saklasak" Çocukluğumda bu tekerlemeyi söyleyebiliyorum diye kendimle gurur duyardım... Şimdi size sarımsağın .....
Oofff sevmiyorum bu anı... ne unuttum telaşı... Yani bir yere gitmeden önceki sıkıntılı durum... Bavula onu koydum mu? Şunu aldım mı, yoksa unuttum mu? Uçak taşıma hakkım olan kiloyu aştım mı? Önce bavulsuz .....
Benim bir Mikrop'um var... Gerçi hiç hava atmayayım benim diye... çünkü o pek çok İzmirlinin sevdiği... Mikrop Hikmet'ten söz ediyorum. İzmir'in ve Ege'nin çok sevilen .....
Konya'da yaşıyor... hep kırmızı giyiniyor. baştan aşağı kırmızılı, çantası, gözlüğü, ruju, makyajı... Bütün esnaf onu tanıyor ve seviyor... Konyalı Sultan abla o... Henüz on yedisinde .....
Elli yıla yakındır İzmirli olsam da doğum yerim ve rahmetli annem-babam Çankırılı... Memleketimi seviyorum. Gitmesem de... uzun süredir görmesem de, hatta hatta arada bir öfkelensem de o yer benim .....
Sanırım pek çoğumuz muhteşem ikili Dustin Hoffman ve Tom Cruise'un oynadığı bol Oscar'lı "Rainman" filmine değin "otizm" kavramına yabancıydık. Açıkçası bu konuda .....
Hayatta hiçbir şey tesadüf değil derler. Bence de doğru derler. Son örneğini kendim yaşadım. İki yıl önce Karacasu'da bir resim çalıştayı düzenlemiştim. Katılımcı ressam arkadaşlarımla .....
Çocukluğumun bir bölümü büyük bahçeli bir evde geçti. Çankırı'da oturuyorduk o zamanlar. Bize yetecek kadar sebze ekerdi rahmetli babam bahçemize. Tavuğumuz da vardı, kedimiz de, .....
Hem güzel, hem asil bir hanımefendi... Bol ödüllü bir yıldız ve bana göre Türk sinemasının yüz akı olan önemli sanatçılarımızdan biri o. 1965 yılında Ses Mecmuası'nın .....
Başlığı görünce aklınız mı karıştı? Ne yani sizce “Cuma”lar hayırlı da “Çarşamba”lar hayırsız mı? Hiç Allah “bu gün hayırlı, şu gün hayırsız” diye yaratır .....
Facebookta gördüğüm karikatür beni önce güldürdü, sonra geçmişe, çocukluk anılarıma götürdü... Karikatürde bir hacı amca elinde tespihi ellerini arkasında .....
Yaş ilerledikçe ve çekirdek ailemiz daha da küçülünce pişirdiğim yemek tencerelerimin hacmi de küçüldü. Eskiden koca bir tencere kuru fasülye yapardım, ikinci öğüne ya bir .....
Yorumlar
Yorum Gönder