İhbar edeceğiniz yoruma ait mesajını giriniz.
Facebookta gördüğüm karikatür beni önce güldürdü, sonra geçmişe, çocukluk anılarıma götürdü...
Karikatürde bir hacı amca elinde tespihi ellerini arkasında birleştirmiş yürürken diline dolanmış “Cıngıl beez cıngıl beez cılgıl oldu veyyy...” diye bu noel şarkısını söylüyor ve sonra büyük bir pişmanlıkla “...tövbe yarabbim tövbeee... sabah sabah takıldı dilime... Bismillah... bismillah... bismillah... diyordu...
Başkalarını bilmem ama benim duygularım, heyecanlarım her yaşımda farklı seyretti bu güne kadar... Şimdi yeni yıl geldi ya, eski yılbaşı kutlamalarımızı biraz anlatayım isterseniz...
Ben çocukken her yılbaşını samimi birkaç komşumuz ile birlikte birimizin evinde kutlardık. O yıl bizde kutlanmıştı. Rahmetli annem fıstıklı, kuş üzümlü iç pilav ile tavuğun içini doldurmuş, yorgan ipliği ile dikmişti tavuğun karnını. Sonra da fırında nar gibi kızartmıştı. Meraklı gözlerle ve şaşkınlıkla onun sökük diker gibi koca yorgan iğnesi ile tavuğun derisini dikişini izlemiştim. Koca bir tencere mısır patlatmıştık. Annem hazırlık için koştururken ben de gelecek misafir çocuklarını düşünüyordum. Onlarla oynayacağım diye heyecanlı bir şekilde iple çekmiştim akşamı.
Sami amca yeşil fıstıklı çerez getirmişti gelirken. Naciye teyzeler de üstü bol cevizli kabak tatlısı. Bedri amca ise fındıklısından çikolata...
İştahla yediğimiz yemeğimizin arkasından orta yere oturmuş hep birlikte tombala oynamıştık. Birinci çinko ve ikinci çinkoyu yapanlar keyifle bunu ilan ederken tombala yapanın havasından geçilmemişti... Anlatılan neşeli anılar ve fıkralar sonucu şen kahkahalarımız duvarlara çarpıp, yankılanmıştı...
İlerleyen saatlerde erkekler bir grup olup siyaset konuşurken hanımlar önce topladıkları sofranın bulaşıklarını elde yıkamış (çünkü makine yoktu o zamanlar) ev sahibine bırakmamışlardı. Sonra onlar da bir köşede oturup ev işlerinden, günlük koşuşturmalarından ve biz çocukların dertlerinden söz etmişlerdi çerezlerini yerken...
Uykum gelse de yeni yıla uyanık girmek amacı ile kapanmakta ısrar eden gözkapaklarımla savaşmıştım. Zaten saat 24.00 e gelirken uykumuz açılmış hepimiz pür dikkat tek kanal TRT de çıkacak dansözü beklemiştik. Siyah tüller içinde tombul hatları ile Nesrin Topkapı'nın muhteşem kıvrak dansını nefes bile almadan büyülenmiş gibi izlemiştik. Hemen arkasından yasağı kalkmış Orhan Gencebay “Batsın bu dünya” yı söylemeye başlamıştı romantik sesi ile... Zaten bence bu sıkıntılı günlerin en büyük suçlusu da o sanırım. Kırk kere ne söylersen o olur derler büyüklerimiz. “Batsın bu dünya” “Batsın bu dünya” diye diye sonunda battı işte!.. Şaka bir yana yasaklar çok tatlı oluyor demek ki!.. Şimdi kimse böyle heyecanla beklemiyor hiç bir sanatçıyı. Hoş artık televizyonlarda pek de farklı, cazip bir eğlence programı olmuyor ya!... Ya da bana öyle geliyor...
Zaman geçtikçe, yaş ilerledikle insan eski heyecanını yitiriyor. Çocukluk geçti... genç oldum... evlendim... anne oldum... Çocuklarım sevinsin diye her yılbaşı yirmi gün öncesinden plastik çam ağacınının dallarına renkli ışıklar takar, parlak toplarla, boncuklarla süslerdim. Çam sakızı çoban armağanı eşime ve çocuklarıma zaten ihtiyaçları olan şeylerden seçtiğim hediyelerinin süslü paketleri üzerine isimlerini yazar, çamın altına sıralardım. Saat 24.00 olmadan asla kimseye açtırmazdım hediyesini. Yazık... ciğercinin kedisi gibi öööyle hediyeye bakıp ne olduğunu anlamaya çalışır, hafiften yoklarlar... ama açamazlardı... Ne acımasızmışım...
Çocuklarım yirmili yaşları geçip de iki kardeş arkadaşları ile dışarda kutlama yapmaya başladıkları zamandan beri ben de bu uygulamamdan vazgeçtim artık. Şimdi yalnızca yanıp sönen renkli ışıkları pencere demirlerime sarıyorum, o kadar... Bir hafta geceleri yakıyorum... Çam yok... süs yok... hediye yok... Eskiden olduğu gibi çok geç saatlere kadar bir şeyler yemek yok... Eşimi tembihliyorum... “Sakın haaa... pasta alma!.. Bize zarar... yemeyelim” Erkenden yemeğimizi yiyoruz... televizyonun karşısına geçip uzanıyoruz... Bir divanda o... bir divanda ben... İyi kötü önümüze konan programı miskin miskin seyrediyoruz. Kumanda diğer akşamlarda da olduğu gibi gene eşimin elinde... Zaplayıp, zıplayıp duruyor... Ben de arada bir “Şuraya da bassana bakalım ne var” diyorum... O kadar!..
Demek ki her şey zamanında oluyormuş... O yüzden doğru, güzel hevesleri, istekleri ertelememek gerekmiş. Zamanında yaşamalıymış... Yaş ilerledikçe zaten artık heves de kalmıyormuş bazı şeylere...
2015 Ülkem için, dünya için, benim ve ailem için iyi bir yıl olmadı... O yüzden 2016 yılında ailemde, ülkemde ve dünyada sevgi, huzur, barış, dostluk olsun istiyorum... Savaşlar olmasın, kan akmasın, analar ağlamasın... Güzel günler gelsin, sevgi çiçekleri açsın, herkes mutlulukla coşsun diliyorum...
Hülya Sezgin/ [email protected]
Yıllarca ekranlarda izledik onu... Kimi zaman gündüz kuşağı programlarında, kimi zaman ana haber bülteni sunuculuğunda... Günüz kuşağı programı dediysem öyle lay lay lom cinsinden değil... Eğlendirirken .....
Gökyüzü dün geceden beri dibi delinmiş gibi akıyor. Daha doğrusu ağlıyor. Çünkü bu gün İzmir kahraman şehidi Fethi Sekin'i toprağa verdi. Arkasında üç yavrusu yetim kaldı. .. .....
Valizimi hazırlamadan önce google amcaya sordum "hava nasıl" diye. İçimi aydınlatan bir yanıt aldım. Çünkü Aralık ayının beşi olmasına rağmen 17-18 derece olacağını söylüyordu bana .....
Altı yaşımda ayrılsam da doğum yerim Çankırı benim, Çankırılıyım... Annem, babam, kardeşlerim de oralı... Memleketim... Uzak diyarların yakın kenti Çankırı... Yarenler ili... Hamuru oradan olunca bir başka .....
Kitap okumayı seviyorum. Hele bu bir de sevip saydığım değerli bir sanatçının hayatını anlatıyorsa daha da hoşuma gidiyor. Ünü sınırlarımızı aşmış, yurtdışında da bizi başarı ile temsil eden ve oralarda .....
Geçtiğimiz günlerde bir sanat çalıştayı için aldığım davet üzerine Romanya Martiniş'te idim. Serüvenim sevgili kardeşim Macaristan Vonyarvacheg Belediyesi kültür müdürü .....
O hep farklı olanı aradı. Sanatçı olma yolunun yapılmayanı yapmaktan geçtiğini biliyordu çünkü. Şarkıda olduğu gibi "başkası olma kendin ol" dedi durdu kendi kendine... Öyle de yaptı... Bir .....
"Bahçeye indim ki asma salıncak Yar gelip yar gelip sallanacak Akşamdan sonra neler olacak Yar gelip yar gelip sallanacak Benim güzel yarim sallanacak ..." Yıllar önce resim .....
Psikologlar diyor ki çok haber izlemeyin... sorunlara çok takılı kalmayın... Yoksa ayvayı yersiniz... Tepenizde huni gezersiniz... Ben de öyle düşünüyorum. Uyumamalı, sorunları unutmamalı, ama arada bir .....
O özelikle genç ressamların tanıtımı için çeşitli dergilerde yazan bir sanatsever, resim aşığı... Bu yolda ilerlerken de koleksiyoner oluvermiş. Aslında bir iş adamı. Daha öncesinde tesadüf bu .....
Hani öyle bir tekerleme vardır. " Su yoğurdu sarımsaklasak da mı saklasak, sarımsaklamasak da mı saklasak" Çocukluğumda bu tekerlemeyi söyleyebiliyorum diye kendimle gurur duyardım... Şimdi size sarımsağın .....
Oofff sevmiyorum bu anı... ne unuttum telaşı... Yani bir yere gitmeden önceki sıkıntılı durum... Bavula onu koydum mu? Şunu aldım mı, yoksa unuttum mu? Uçak taşıma hakkım olan kiloyu aştım mı? Önce bavulsuz .....
Benim bir Mikrop'um var... Gerçi hiç hava atmayayım benim diye... çünkü o pek çok İzmirlinin sevdiği... Mikrop Hikmet'ten söz ediyorum. İzmir'in ve Ege'nin çok sevilen .....
Bu kez yolculuk Fethiye'ye... Fetav'ın düzenlediği 9. Fethiye festivaline davetliyim. Bu yalnız resim çalıştayı değil... tam festival... resim de var, müzik de.. şiir gecesi ve şairler de var, dünya .....
Konya'da yaşıyor... hep kırmızı giyiniyor. baştan aşağı kırmızılı, çantası, gözlüğü, ruju, makyajı... Bütün esnaf onu tanıyor ve seviyor... Konyalı Sultan abla o... Henüz on yedisinde .....
Elli yıla yakındır İzmirli olsam da doğum yerim ve rahmetli annem-babam Çankırılı... Memleketimi seviyorum. Gitmesem de... uzun süredir görmesem de, hatta hatta arada bir öfkelensem de o yer benim .....
Sanırım pek çoğumuz muhteşem ikili Dustin Hoffman ve Tom Cruise'un oynadığı bol Oscar'lı "Rainman" filmine değin "otizm" kavramına yabancıydık. Açıkçası bu konuda .....
Hayatta hiçbir şey tesadüf değil derler. Bence de doğru derler. Son örneğini kendim yaşadım. İki yıl önce Karacasu'da bir resim çalıştayı düzenlemiştim. Katılımcı ressam arkadaşlarımla .....
Çocukluğumun bir bölümü büyük bahçeli bir evde geçti. Çankırı'da oturuyorduk o zamanlar. Bize yetecek kadar sebze ekerdi rahmetli babam bahçemize. Tavuğumuz da vardı, kedimiz de, .....
Hem güzel, hem asil bir hanımefendi... Bol ödüllü bir yıldız ve bana göre Türk sinemasının yüz akı olan önemli sanatçılarımızdan biri o. 1965 yılında Ses Mecmuası'nın .....
Başlığı görünce aklınız mı karıştı? Ne yani sizce “Cuma”lar hayırlı da “Çarşamba”lar hayırsız mı? Hiç Allah “bu gün hayırlı, şu gün hayırsız” diye yaratır .....
Yaş ilerledikçe ve çekirdek ailemiz daha da küçülünce pişirdiğim yemek tencerelerimin hacmi de küçüldü. Eskiden koca bir tencere kuru fasülye yapardım, ikinci öğüne ya bir .....
Yorumlar
Yorum Gönder