09 09 2022

Çölyak hastaları için karabuğday üretiyor

EYLÜL 2022/site.jpg

Çankırı’nın Hıdırlık köyünde yaşayan, öğretmen İsmail Akbaş, TKDK’dan aldıkları destekle, diyabetik problemler ve çölyak hastalıklarının tedavisinde de önemli yer tutan karabuğday yetiştiriciliğinde Türkiye’nin en büyük üreticilerinden birisi haline geldi. Akbaş, yaklaşık 360 dönüm arazisinde, dönüm başı 150 kilogram olmak üzere toplamda 55-60 tona yakın karabuğday hasat elde etmeyi bekliyor.

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun (TKDK) tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konusundaki desteklerinden haberdar olan Akbaş, ailesinin 40 dönüm arazisini bu iş için ayarlayarak, karabuğday yetiştiriciliği projesi ile hibe başvurusunda bulundu. Projesi onaylan Akbaş, 235 bin liraya mal olan makine ekipmanlar için TKDK’dan 146 bin lira hibe aldı.

8 yıl önce 100 dönüm yer ekerek karabuğday üretimine başlayan Akbaş, bu sene 360 dönüm yer ekti ve hasadını yaptı.

Karabuğday ekimiyle ilgili Akbaş, “Hiçbir kaybım yok, gübre istemiyor. Gübreli yerler daha az verim verdi. Yağmur yağdıkça çiçek açıyor. Yağmuru seven bir bitki ama kuraklıkta da oluyor. Kıraç tarla bitkisi. Rakımı yüksek yerlerde daha iyi oluyor.” dedi.

 Akbaş, bu yıl geçmiş yıllara göre daha iyi verim alabileceklerini belirterek, “Önceden 100 kiloyu geçemiyordum dönümünde, şimdi ortalamam 150 kiloyu bulmaya başladı. Dönümünden 150 kilo karabuğdayda iyi bir rekoltedir. 50 kilosu masrafına gidiyor. 100 kilosu kar oluyor. O yüzden de biz bu bitkiyi bırakmadık. Üretime devam edeceğiz.” diye konuştu.

Karabuğdayın kullanım alanlarından bahseden Akbaş, “Bu bitkiyi çölyak hastaları kullanıyor, arıcılar kullanıyor. Arı bunun çiçeklerinden bal alıyor. Uzun süre çiçeği kaldığı için. Karabuğday balı meşhur. Çölyak hastaları glutenli gıdalar bağırsaklarına yapışıyor ve onu çözemiyor. Karabuğday yediği zaman bağırsaktaki sendrom ortadan kalkıyor ve çok rahat yaşam sürüyor. Bir de alıcılara bunun ekmeği, krepi nasıl yapılacağı konusunda bütün bu bilgileri aktarıyorum ki bu bitkiyi rahat tüketebilsinler diye. Tok tutan bir bitki. Yani normal buğday ekmeğini 300 gram yemektense bundan 100 gram yenildiği zaman aynı tokluk hissini veriyor ve çabuk acıkmıyorsunuz. Bu yüzden de tasarruflu bir gıda olarak da gündeme geliyor.” dedi.

Akbaş, ürününü internet üzerinden de satış yaptığını aktararak, “Türkiye’de internetten satış yapıyorum. Yurt dışına da satış yapıyorum. Benim elimde karabuğday bittiği zaman karabuğday fiyatı ikiye katlıyor. Demek ki piyasada belirleyici olarak da rolümün olduğunu anladım. Şu anda 30 lira civarında kilosu. İnternet üzerinden de satıyorum, çölyak komisyonlarına da katıldım. Oradan tanıyanlar oldu. Onlar sürekli benden alışveriş yapıyorlar. Bu sene 30 ton yurt dışına gönderecektim gümrükte bir sorun oldu. Hububat çıkışı yasaklandı savaş ve pandemi nedeniyle. Bunun adı buğday olduğu için yetkililer buğday çıkışı yasak dediler. Benim gönderdiğim tüccarlara çıkış izni vermediler. Onu aşmaya çalışıyoruz. Yurt dışı alırsa bunu, ülkemize de çok büyük bir kazanç kapısı açılmış olur. Ben çevremdekilere de yardımcı oluyorum. Ülkemize ek bir döviz girdisi olacak. İnşallah yakında onu aşacağız. Bu sene yurt dışına 30 ton bir mal vermeyi düşünüyorum. Yurt içindeki ihtiyaçları karşılamadan asla yurt dışına göndermiyoruz. Ürünümüzü yurt dışında Almanya, İngiltere, Fransa, İsviçre gibi ülkelere gönderdik. Arap ülkelerine de göndermeyi düşünüyoruz. Arabistan ve Orta Asya ülkelerine bunu tanıtmaya çalışacağım. O ülkelere de göndermeyi düşünüyoruz.”

Karabuğdayın gelecekte daha önemli bir ürün haline gelebileceğini ifade eden Akbaş, “Gelecekte, diyet yapan insanların bu ürünü kullanacağını düşünüyorum. Çünkü karın ve bağırsak şişmesiyle oluşan kilo alımını engelleyen bir bitki. Sürekli bunu kullananın karın bölgesinde bir incelme meydana gelecek bağırsakların rahat hareketine bağlı olarak. Bunu da rejim yapanların tüketmeye başlayacaklarına inanıyorum.” dedi.

Akbaş, şöyle devam etti:

“Bunun en büyük sıkıntısı un yapma noktasında makine ve teçhizat. Şimdi un yapan firmalar özen göstermeden yapıyorlar. Taş ayıklamasından geçirmiyorlar. İyi bir makinalaşma ve iyi bir un üretiminin Türkiye’de üretimi 10 kat artıracağını düşünüyorum. Bu ürün biçildikten sonra kurutulması lazım. Serilmezse biçildiği zaman bu ürün acıyor.”