23 09 2021

Çorakyerler’de kazı çalışmaları tamamlandı

galeri/IMG_8847.JPG

ÇANKIRI'da, yaklaşık 9 milyon yıl öncesine tarihlendirilen “Çorakyerler Omurgalı Fosil Lokalitesi”nde 2021 sezonu kazı çalışmaları tamamlandı. Bu yıl ve önceki yıllarda çıkarılan fosillerin laboratuvar ortamında restorasyon ve konservasyon işlemleri Ankara Üniversite laboratuvarında devam edecektir.

 

Çorakyerler Kazı Başkanı Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayla SEVİM EROL, 2001 yılından bugüne kadar yapılan kazılarda 40’ın üzerinde farklı türe ait fosil buluntunun ele geçtiğini belirtti.  Kazı alanında ve kazı evi laboratuvarında bu sezon yapılan çalışmalar, zaman zaman çeşitli üniversitelerden katılan ve ayrılan bilim insanları da dahil olmak üzere, Prof. Dr. Ayla SEVİM EROL başkanlığındaki ortalama 20 kişilik bir ekiple çalışıldı.

Prof. Dr. SEVİM EROL yaptığı açıklamada kazılarda fil, gergedan, at, domuz, zürafa, keçi, geyik, koyun, su samuru ve kılıç dişli kaplan başta olmak üzere 40'ın üzerinde türe ait 4000’den fazla tanımlanabilen fosil buluntuya ulaştıklarını söyledi.

Bölgenin çok sayıda türe ev sahipliği yaptığını anlatan SEVİM EROL, "Çorakyerler'de pek çok farklı türe ait fosil buluntusu elde etik. Bu açıdan burası çok zengin ve önemli bir fosil yatağıdır” dedi.

Şu anda Çankırı çevresinde yaşamayan, ancak 9 milyon yıl önce yaşamış olan çeşitli hayvan türlerine ait kalıntılarına rastladıklarını aktaran SEVİM EROL, “Çankırı çevresinde fil türleri, gergedan türleri, su samuru, yaban atları türleri, antilop türleri zürafa türleri, sırtlan, kılıç dişli kedigiller gibi çeşitli yırtıcı türleri, oklu kirpi gibi şu anda Bu çevrede görmeniz mümkün olmayan türlere ait fosilleri buluyoruz. Kazdığımız bu fosil alanına ‘Çorakyerler’ ismi bugünün Çankırı’sı dikkate alınarak verilmişti. Bulunan fosiller incelendiğinde, aslında 9 milyon yıl önce Çorakyerler ve çevresinin hiç de çorak olmadığı, tam aksine sulak ve ormanlık alanların yanı sıra geniş savananın bulunduğu farklı ekolojik ortamların varlığı anlaşılmaktadır.” şeklinde konuştu.

SEVİM EROL 'Çorakyerler Omurgalı Fosil yatağının dünyada çok önemli bir yeri olduğunu dile getirerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Çankırı, çok sayıda farklı hayvan türleriyle temsil edilmesiyle, Avrupa ve Dünyada çok iyi tanınmaktadır ve bu alandaki sayılı kazı alanlarından birisidir. Çorakyerler’i dünyada bu alanda çalışan bütün bilim insanları iyi biliyor.

Çorakyerler, şehrin merkezine yakınlığı ve ulaşımı çok kolay olması açısından pozitif özelliklere sahipken; yol kenarında olması açısından da her an yok edilme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Burası bize doğanın bize bıraktığı önemli bir mirastır ve tüm insanlık bu gibi miraslara sahip çıkmalı ve korumalıdır.  Ne yazık ki çoğu kez bu gibi yerlerin kıymetini bilmeden yok ediyoruz.  Her ilin halkı, gelecek nesillerine de bir şeyler öğretebilmesi için, kendi çevrelerindeki bu fosil yatağı gibi doğal mirasları ve kültür varlıklarına sahip çıkmalıdır.  Çorakyerler de bir doğal mirastır ve korunabilmesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır.  Ama ne yazık ki çoğu yerde bu tür alanlar önemsenmemekte ve bir iş makinesi darbesiyle hemen yok edilmeye çalışılmaktadır.  Biz bilim insanları çalıştığımız alanları çalıştığımız süreler içerisinde koruyabilmekteyiz. Çalıma tamamlandıktan sonra bizlerin koruması mümkün değildir, bu nedenle herkes kendi çevresindeki bu tür zenginliklere sahip çıkmalıdır. Çankırı 9 milyon yıl önce ormanlık sulak alanların olduğu oldukça zengin bir iklim çevresine sahip bir yerdi. Çok çeşitli omurgalı canlıların buralarda yaşamış oldukları kesin. Ancak bu gün çok kurak olan Çankırı ve çevresinin milyonlarca yıl önce Afrika ormanlarının benzerinin bulunduğu yaşam alanlarıydı. Bu gün yaptığımız çalışmalardan ele geçen fosiller bize geçmişimizi anlatıyor ve bu çalışmalarla geçmişle gelecek arasında bir köprü kurmaya çalışmaktayız.

 

Bu seneki çalışmalarımızda biz fil diyoruz ama bu dönemde yaşamış fillerden daha farklı özellikler sahip canlılardan bahsediyoruz.  Bulduğumuz tüm hayvanlar bu gün yaşayanlardan daha farklı özelliklere sahiptir. Yani bu fosiller fillerin ataları, atların, gergedanların, zürafaların, antilopların, geyiklerin, yaban koyun ve keçiler gibi hayvanların atalarına ait fosil buluntulardır.   Ayrıca dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş, sadece Çankırı’da bulunmuş 5-6 türe ait hayvan fosili var. Bu fosillere buranın isimleri verilerek yayın yapıldı. Bu nedenle fosiller üzerine çalışan birçok araştırmacı Çorakyerleri referans lokalitesi olarak kullanmaktadır.”

SEVİM EROL, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi ile de Çorakyerler hakkında görüştüklerini belirterek, “Çankırı Karatekin Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı birlikte işbirliği yaparak Çorakyerleri Karatekin üniversitesinin kampüsüne alarak koruma altına alabilirsek çok yararlı işler yapılabileceği bir gerçektir.  Karatekin Üniversitesi Rektörümüz bu görüşü çok olumlu karşıladı ve bu konuda düşüneceklerini belirtti.   Bir proje oluşturarak dahil olurlarsa son derece önemli bir alanı üniversitemize kazandırmış olacağız. Burası Çankırı’ya ait bir doğal miras. Bu mirasın kendi yerinde korunması çok daha iyi olacak düşüncesindeyiz. Bu sene kaza geçirdiğim için bir süre ara vermiştim. Kazı başkan yardımcılarımız Dr. Alper Yener YAVUZ ve Dr. Erhan TARHAN benim bulunamadığım sürede ekibe başkanlık yaptılar ve başarı çalışmalar yaptılar.  Kazılara devam etmemizin bir nedeni de her geçen yıl yeni türler ve her an sürprizlerle karşılaştığımız içindir.     Bu sürprizler daha sonraki yıllarda da bulunacaktır ama tabi ki maddi ve manevi destek bulduğumuz sürece biz devam edebileceğiz. İl yönetimi, yerel yönetimler, kurumlar ve yöre halkı bizi desteklemezse biz çalışamayız, zaten çok küçük ödeneklerle ve çok zor koşullarda çalışmak zorundayız. Hem maddi hem manevi açıdan desteklendiğimiz takdirde, Çankırı ilini fosilli bölgeyi hem daha tanınır hale getirebiliriz, hem de buraya daha fazla kişinin gelmesini sağlayarak turizme kazandırabiliriz.  Biz ekip olarak bir yandan bilimsel çalışmalarımızı yaparken diğer yandan da Çankırı iline hem maddi katkı sağlamaktayız hem de tanıtımını yapmaktayız. Burada çalışmaya başladığımız günden bu yana 20 yıldır biz Çankırı’nın tanınırlığını sağlamak için de çalışmaktayız. Ancak biz Çankırı’dan ne yazık ki yeterli desteği göremiyoruz. Dünyada çok iyi bilinen, çok iyi tanınan, en iyi fosil lokalitelerinden birisi olan Çorakyerler’i Çankırı bilmiyor. Oysa sadece biz değil tüm Çankırılılar, hatta tüm insanlık burayı ve diğer mirasları korumalıdır. Ben buraya ömrümü verdim buraya. Burası için kaza geçirdim neredeyse hayatımı da veriyordum. 20 yıldır çocuğum gibi büyüttüm burayı. Burada pek çok arkadaşımız deneyim kazandı. Ben bilimsel açıdan elimden geleni yapıyorum. Halk, il, idareciler, yetkililer burayı korumalı ve sahip çıkmalı.” açıklamasında bulundu.

Haber: Ramazan SARICI